Pazar, Eylül 24, 2006

AZ KALDI, BİTECEK


Yalnız olduğum / hissettiğim günler diğerlerinden daha uzundur hep.Abartılı bir kahvaltı, Charles Bronsonlu western, kolikler gezintisi, Black Oak Arkansas, gazetelere göz atış, kocaman bir paket kent sütlü bonbon, koltukta pinekleme, Lost, bir bölüm daha Lost, abur cubur sefası, koliklerde bir gezinti daha, Fatma'yla biraz sohbet, Tire usulü plastik yiyormuş hissi veren köftelerden bir tabak, yine koltukta pinekleme ve benzerleri biçiminde sürüp giden uzun upuzun bir pazar günüydü.Yarın giyecek hiç bir şeyimin olmaması çünkü ütüye elimin uzanamaması, bu saatte hala banyo yapmamış olmak ise can sıkıntısı ekliyor tüm bunlara.

İlkay'ın doğum günü bugün ve uzaklarda olduğu için hüzünleniyorum.Niye hüzünlendiğimi anlayamıyorum çünkü burada, yanıbaşımdayken hiç kutlamadım doğum gününü.

Bir süre susmak ve uzaklaşmak istiyorum ama zaten hiç konuşmadığımı ve hiç bir şey anlatmadığımı farkediyorum.

Bir fincan kahve, biraz Thin Lizzy ile sonlandırmak niyetindeyim hiç bitmeyecekmiş gibi gözüken günü.

4 yorum:

gitarteli dedi ki...

bezgin bekirle olan akrabalık dereceniz ne acaba?

(bezgin bekir: lemanda çok sevdiğim bir tiplemeydi. neden severdim? ben ondan daha beterim de o açıdan)

maslahatgüzar dedi ki...

iddia ediyorum, ben bekirden de senden de beterim.

vetfatos dedi ki...

bana şeker yok mu :((

fiddler on the roof dedi ki...

bekir'den ya da şekerden başka bir şey alamıyor muyuz ?